Ara Tatile Girerken Öğretmene Kısa Bir Mektup

Bu tatil senin mükafatın değil. Zira bu periyot,
– Yoruldun lakin fark edilmedi.
– Çabaladın lakin birden fazla vakit görünmedi.
– Sabrettin lakin “zaten görevin” dendi.
Ve yeniden de sınıfa girdin.
1- Her şeyi yetiştiremedin diye berbat öğretmen olmadın

Müfredat bitti mi?
Herkes öğrendi mi?
Her çocuk keyifli mu?
Hayır.
Ve bu seni eksik değil, gerçek yapıyor.
2- Tatilde “bir şey yapmamak” da pedagojik bir tercihtir.
Sürekli gelişmek zorunda değilsin.
Her boşluk “verimsizlik” değildir.
Bazen en düzgün mesleksel gelişim:
🛋️ koltuk
☕ çay
📴 bildirim kapalı olduğunda olabilir.
3- Bu tatilde sınıfı değil, kendini dinle.
Öğrencilerinin hislerini yıl uzunluğu dinledin.
Biraz da kendine kulak ver.
– Neyim eksildi?
– Neyi fazla yaptım?
– Neyi artık yapmayabilirim?
4- Âlâ öğretmen = tükenmiş öğretmen değil
Fedakârlık kutsal olabilir fakat tükenmişlik normalleşmemeli.
Dinlenen öğretmen, daha iyi anlatır, daha uygun duyar, daha az bağırır.
Kesin bilgi, yayalım!
5- Orta tatil bitince her şey “daha iyi” olmak zorunda değil.

Daha yumuşak olsun kâfi.
Daha insani olsun kâfi.
Bir tık daha sade olsun kâfi.
6- Kendine güzel bakmak, mesleği ciddiye almaktır.
Ara tatil bunu hatırlamak için var.
Bunu bir öğretmen yazdı.
Bir öğretmen okusun diye.
Paylaşmak özgür.
Sahip çıkmak hür.
Dinlenmek zarurî. 💙
Sahi öğretmenim NASILSIN?
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar külliyen müelliflerinin özgün niyetleridir ve Onedio’nun editöryal siyasetini yansıtmayabilir. ©Onedio



